top of page

HALKA AÇIKLIK ORANININ KURUMSALLAŞMA DÜZEYİNE ETKİSİ

Güncelleme tarihi: 2 Oca 2023

Şirketler açısından kurumsallaşmanın yaygınlaşması amacıyla Dr. Savaş Tavşancı olarak hazırladığım ve Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi tarafından organize edilen 19.Yönetim ve

Organizasyon Kongresinde 27 Mayıs 2011 tarihinde Çanakkale'de sunduğum bu bilimsel çalışmanın özet ve sonuç metnini sizlerle paylaşıyorum.

ÖZET: Yapılan literatür incelemesi sonucunda, halka açıklık oranı ile kurumsallaşma arasındaki ilişkiyi görgül olarak ölçen çalışmalarda sınırlılık olduğu görülmüştür. Buradan hareketle, iki değişken arasındaki ilişkiyi görgül olarak ortaya koyabilmek adına bu çalışmada, halka açıklık oranının kurumsallaşma düzeyini etkileyip etkilemediği sorusuna cevap aranmıştır. Araştırma, diğerlerine göre daha kurumsal olabileceği varsayımı ile İstanbul Menkul Kıymetler Borsası Ulusal Tüm En


deksi’ne kayıtlı halka açık şirketler üzerinde yapılmıştır. Kurumsallaşma düzeyini belirlemeye yönelik hazırlanan soru formunu cevaplandıran 101 halka açık şirketin verileri ile bu şirketlerin halka açıklık oranları, korelasyon ve regresyon analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Analiz sonucunda halka açıklık oranı arttıkça kurumsallaşma düzeyinin azaldığı tespit edilmiştir. ARAŞTIRMA SONUÇLARI: Yapılan analizler neticesinde, şirketlerdeki halka açıklık oranı kurumsallaşma düzeyini ters yönlü etkilediği sonucuna varılmıştır. Nitekim, halka açıklık oranı arttıkça kurumsallaşma düzeyi azalmaktadır. Ancak halka açıklık oranın kurumsallaşma düzeyine etkisi, negatif yönde ve düşük orandadır (-,005). Elde ettiğimiz bu bulgu, literatürdeki Tayşir ve Anıl (2010)’ın tespitleriyle uyuşmaktadır. Çünkü bu çalışmalarda halka açıklık oranı ile kurumsallaşma arasında ters yönlü ilişkilerden bahsedilmektedir.

İki değişken arasında ters yönlü ilişkinin çıkmasının nedeni olarak, şirket hisseleri ile ilgili mülkiyet yoğunluğu gösterilebilir. Nitekim halka açıklık oranının düşük, yani mülkiyet yoğunluğunun yüksek olduğu şirketlerde, genel kurula katılım yüksek olmakta ve kurul en büyük pay sahibinin etkisi altında kalmaktadır. En büyük hissedarın hâkimiyeti daha etkin denetim ve kontrol olanağı sağlarken, alınacak önemli kararlarda da kendini hissettirmektedir. Öte yandan, halka açıklık oranının yüksek, yani mülkiyet yoğunluğunun düşük olduğu anonim şirketlerde, sermaye tabana yayıldığı için, tüm pay sahiplerinin bir araya gelerek faaliyet sonuçlarını ve alınacak kararları tartışmaları mümkün olmamaktadır. Bu durumda ortaya üst yönetim boşluğunun olumsuz etkileri ortaya çıkmış olabilir (Yıldırım, 2007:105). Ayrıca şirket içinde kötüye kullanmalar, kişisel çıkarlar ön plana çıkabilir. Bununla birlikte, halka açıklık oranı ile şirketin piyasa değeri arasındaki ilişkiyi analiz eden ve halka açıklık oranının artması ile piyasa değerinin azaldığının tespitini yapan Bostancı ve Kılıç’a (1997:7) göre de, şirketlerde profesyonel yöneticilere daha fazla ihtiyaç duyulması ve geniş mülkiyet yapısının ortaya çıkması nedeniyle bu gibi şirketlerin yeterli ölçüde denetlenememe riski ortaya çıkabilmektedir.B


ütün bunlar da, şirketin kurumsallaşma düzeyinin azalmasına neden oluyor olabilir.

İki değişken arasındaki ters yönlü etkinin zayıf çıkmış olmasını da şu şekilde yorumlamak mümkündür. Öyle ki, şirketler, halka açıklık oranı ne olursa olsun SPK ve İMKB tarafından kurumsal yönetim kapsamında kurumsal zorlamalarla karşı karşıya kalmaktadırlar. Nitekim, bu kurumların koyduğu normlar halka açıklık oranına bakılmaksızın tüm halka açık şirketleri kapsamaktadır. Buna göre kurumsallaşma düzeylerinin artış ve azalışında halka açıklık oranının çok büyük bir etkisinin olmadığını gösterebilir. Çalışmanın bulgularından hareketle, halka açık şirketlere yönelik şu önerilerde bulunabiliriz:

· Düzakın’a (1998) göre, şirketlerin halka açılmalarının gerekçeleri arasında kurumsallaşma, ikinci sırada yer almaktadır. Fakat önerimiz şudur ki, her ne kadar halka açılmanın kurumsallaşmaya katkısı olsa da, söz konusu şirketlerin kurumsallaşma düzeylerini artırmak için sadece halka arz ettikleri hisse oranlarını artırmalarına gerek yoktur. Çünkü bu oranı artırmanın kurumsallaşma düzeyine olumlu bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle halka arz edecekleri hisse oranlarını, sadece stratejik gerekçelerle (kar, kurumsal imaj, finansman sağlama vs.) artırıp azaltma kararı vermelerinde yarar vardır.

· Kurumsallaşma düzeylerini artırmak için, halka açık hisse oranları artırıp azaltma kararını vermenin dışında, Tavşancı’nın (2009) belirttiği 11 faktör üzerine daha fazla eğilmelerinde yarar vardır.

· Halka açık şirket üst yöneticilerinin, bu çalışmanın sonucunda ortaya çıkan ters yönlü ilişkiyi farklı yorumlamamaları için bir uyarı yapmak uygun olacaktır. Çünkü, kurumsallaşmanın amacı şirketleri tek adamlıktan kurtarıp kişilerden bağımsız bir yapı haline dönüştürmektir. Gelecekte kurumsallaşma düzeyini ölçen ve halka açıklık oranı arasındaki ilişkiyi ortaya koyacak daha fazla görgül çalışmaya ihtiyaç vardır. Buradan hareketle, gelecekte bu konuda çalışma yapacak araştırmacılara yönelik şu önerilerde bulunabiliriz: · İki değişken (halka açıklık oranı ve kurumsallaşma) arasındaki ilişki, İMKB’ye kote olan daha fazla (örneklem grubu %40’ın üstünde olacak şekilde) şirket üzerinde ölçülebilir.




· Ayrıca söz konusu ilişki, sektörlere özel olarak ölçülebilir ve sektörler arasındaki bulgular birbirleriyle karşılaştırılabilir. Böylece sektörel farklılıklardan kaynaklanan, bulguları etkileyebilecek koşullar ortadan kaldırılarak iki değişken arasında ilişkinin olup olmadığı ortaya koyulmuş olacaktır. · İlhan vd.’nin (2010) çalışmalarında, yerel ve çokuluslu firmalar arasında halka açıklık oranları bakımından anlamlı farklılıklar olduğuna işaret etmiş olmalarından hareketle halka açıklık oranı ile kurumsallaşma düzeyi arasındaki ilişki İMKB’de faaliyet gösteren çok uluslu firmalar ile yerel firmalar arasında karşılaştırmalı olarak ortaya koyulabilir. · Bu çalışmadaki aynı araştırma modelini kullanarak, yurtdışındaki herhangi bir ülkedeki halka açık şirketler üzerinde bu araştırma yapılarak bu araştırmadaki bulgularla kıyaslanabilir.


Dr. Savaş Tavşancı



Yönetim Doktoru Kıdemli Yönetim Danışmanı savastavsanci@gmail.com


FAYDALANILAN KAYNAKLAR:

  • Abrahamson E. ve Rosenkopf L. 1993. Institutional and competitive bandwagons: using mathematical modeling as a too to explore ınnovation diffusion. The academy of management review, 18(3):487-517

  • Apaydın, F. 2007. Örgütlerde Kurumsallaşma ve Adaptif Yeteneklerin Pazarlama Eylemlerine ve Örgütsel Performansa Etkileri. Yayınlanmamış Doktora Tezi. Gebze:Gebze Yüksek Teknoloji Enstitüsü SBE.

  • Atila E. ve Küskü F. 2006. Görünürde kurumsallık: aile işletmeleri örneği. 2. Aile İşletmeleri Kongresi Kongre Kitabı (ss.191-198). Düzenleyen İstanbul Kültür Üniversitesi. Editör Tamer Koçel. İstanbul (14-15 Nisan 2006).

  • Bostancı F. ve Kılıç S. 1997. Şirketlerde halka açıklık oranının piyasa performansına etkisi: İMKB üzerine ampirik bir çalışma. İMKB Dergisi 12 (45): 1-27

  • Dimaggio P. J. ve Powell W. W. 1991. Introduction. the new institutionalism in organizational analysis (ss.1-40). Derleyen Walter W. Powell ve Paul J. Dimaggio. Chicago: The University of Chicago Press

  • Düzakın, H. G. 1998. Türkiye’de Hisse Senetleri İMKB’de İşlem Gören Firmaların Halka İlk Arz ile İlgili Görüşlerinin Değerlendirilmesi. Çukurova Üniversitesi İktisadi Ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi. 8(1):199-212

  • Greenwood R. ve Hinings C. R. 1996. Understanding radical organizational change: bringing together the old and the new ınstitutionalism, The academy of management review, 21(4): 1022-1054.

  • Farashahi, M. 2003. Institutionalization process with organizations: a multilevel analysis of two functional activities of airlines in a developing country. Thesis Doctor of Philosophy. Canada: Canada Univesity John Molson School of Business.

  • İlhan T., Şahin K.T., Başfırıncı Ç.Ş. ve Özsalih A. 20-22 Mayıs 2010. Yerel ve çokuluslu firmalarda yönetim kurulu yapısı, kurumsal sosyal sorumluluk ve finansal performans farklılıkları. 18.Ulusal Yönetim ve Organizasyon Kongresi. Adana: Çukurova Üniversitesi.358-360

  • İMKB, 01 Nisan 2009. Hisse Senetleri Piyasası Endeksleri. İstanbul Menkul Kıymetler Borsası http://www.imkb.gov.tr/endeksler.htm. (19 Nisan 2009)

  • Karpuzoğlu, E. 2000. Aile şirketlerinin kurumsallaşma düzeylerini belirlemeye yönelik bir araştırma. Yayınlanmamış Doktora Tezi. İstanbul: İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitü

  • Kurt E.S. 2008. Kurumsal yönetimin halka açık işletmelerde mevzuat ve hukuk yönünden incelenmesi. Yayınlanmamış yüksek lisans tezi. Edirne: Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

  • Meyer J. W. ve Rowan, B. 1977. Institutionalized Organizations: Formal Structure as Myth and Ceremony, The American Journal of Sociology, Vol. 83 (2) 340-363.

  • Özen, Ş. 2007. Yeni Kurumsal Kuram: Örgütleri Çözümlemede Yeni Ufuklar ve Yeni Sorunlar. A. Selami Sargut ve Şükrü Özen (Der.) Örgüt Kuramı:237-330. Ankara: İmge Kitabevi

  • Selznick P. 1984. TVA and the grass roots: a study of politics and organization. USA: University of California Press

  • Tavşancı S. (20-22 Mayıs 2010). Halka açık şirketlerdeki kurumsallaşma düzeyinin iç piyasadaki rekabet gücüne etkisi. 18.Ulusal Yönetim ve Organizasyon Kongresi. Adana: Çukurova Üniversitesi.499-506

  • Tavşancı S. (2009). Kurumsallaşma düzeyinin rekabet gücüne etkisi üzerine bir araştırma. Yayınlanmamış doktora tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

  • Tayşir E. A. ve Anıl İ. 20-22 Mayıs 2010. Örgütler kurumsal baskılara stratejik yanıtlar verebilir mi? İMKB’de işlem gören bankaların kurumsal yönetim ilkeleri karşısındaki davranışları üzerinden bir değerlendirme. 18.Ulusal Yönetim ve Organizasyon Kongresi. Adana: Çukurova Üniversitesi.361-368

  • Yıldırım M. 2007. Türkiye’de kurumsal yönetim ve şirketlerin finansal performanslarına etkileri. Yayınlanmamış doktora tezi. İzmir: Dokuz Eylül Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü

19 görüntüleme0 yorum

Comments